Yunan Mitolojisindeki Odisseus Kimdir, Hikayesi Nedir?

Yunan mitolojisi denilince pek çok kişinin aklına ilk olarak tanrılar, tanrıçalar ve diğer doğaüstü yaratıklar gelecektir. Doğru ama Yunan mitolojisini bu kadar sevilir kılan aslında hikayelerin içindeki sıradan insan figürleridir. Odisseus da bunlardan bir tanesi. Elbette sıradan dediğimize bakmayın, Odisseus cesaretiyle tanrıları bile kendine hayran bırakan ve aynı zamanda da cezalandırılan bir insandır.

Odisseus hakkında sayısız hikaye olmasına rağmen onun en büyük kahramanlık macerası ile Truva Savaşı’nda karşılaşıyoruz. Yunanların savaşı kazanmasında büyük rol oynayan kahramanımız savaştan sonra evine döndüğü sırada pek çok farklı macera yaşamış ve bunlar, kibrinden rahatsız olan tanrıların cezası olarak yorumlanmıştır. Gelin Odisseus kimdir yakından bakalım ve dillere destan kahramanlık hikayelerinden bazılarını görelim.

Yunan mitolojisinin en büyük kahramanlarından Odisseus kimdir?

Küçük Kefalonya olarak da anılan İthaka adlı küçük bir Yunan adasında doğan Odisseus, Laertes ve Antikleia’nın oğludur. Başka bir hikayede ise Antikleia’nın, Laertes ile evlenmeden önce Sisyphos birlikte olduğu ve aslında Odisseus’un babasının Sisyphos olduğu söylenir. 

Odisseus, gençliği boyunca hekim Kheiron’un yanında olmuştur. Bu dönemde dedesi Autolykos ile çıktığı yaban domuzu avında bacağından bir yara almıştır. Bu yara önemlidir çünkü Truva Savaşı sonrası yurda döndüğü zaman bu yara sayesinde tanınacaktır. 

Odisseus’un eş seçme merasimi olaylı olmuştur:

Yunan mitolojisinde detayları pek verilmeyen biçimde Odisseus, babasından sonra İthaka’nın kralı olmuştur. Eş seçimi ise ilginçtir. Odisseus ilk olarak Helena’ya talip olmuş ancak kendisi gibi çok fazla talip olduğunu görünce vazgeçmiş ve İkarios’un kızı Penelope’yi eş olarak seçmiştir.

Penelope’yi alması için ise bir şart koşuldu, Helena’nın talip bolluğu arasından kimin eşi olacağına karar vermesi gerekiyordu. Odisseus da Helena’nın istediğini seçmesini söyledi. Helena, Agamemnon’un kardeşi Menelaos’u seçti. Bu olay ileride Truva Savaşı’nın doğmasına neden olacağı için diyebiliriz ki Odisseus, daha sonra kahramanı olacağı savaşın tohumlarını da kendisi atmıştır.

Truva Savaşı’nın kaderini değiştiren Odisseus, aslında savaşa gitmek istemiyordu:

Odisseus ile Penelope’nin Telemakhos adlı bir oğulları oldu. Bu sırada Paris’in Helena’yı kaçırdığı ve Truva Savaşı’nın başlayacağı haberi yayıldı. Odisseus kundaktaki bebeğini bırakıp savaş gitmek istemiyordu. Agamemnon’un askerleri evine gelince deli taklidi yaparak sıyrılmaya çalıştı.

Odisseus tarlasına tohummuş gibi tuz ekiyor, sabana öküz yerine kendi koşuyor, askerleri deli olduğuna inandırmaya çalışıyordu. Askerlerden biri bunu anladı ve tarlanın ortasına Odisseus’un bebeğini yerleştirdi. Odisseus deli gibi saban sürerken oğlu ezilmesin diye yolunu değiştirince deli olmadığı anlaşıldı ve düştü savaş yoluna.

Odisseus Truva Savaşı’nda tam anlamıyla destan yazıyor:

Yunanların büyük bir ordu ile Truva şehrini kuşattığı Truva Savaşı yıllar boyunca sürdü. En sonunda Odisseus’un aklına şehrin için bir tahta at sokma fikri geldi. Hemen bu tahta at hazırlandı, Yunan ordusu geri çekildi. Truvalılar atı bir barış hediyesi olarak kabul edip şehrin içine aldılar.

Truvalılar barışı kutlamak için bol bol içtiler ve gece olunca sızdılar. Onların sızdığını gören atın içindeki Odisseus ve askerleri dışarı çıkıp geri kalan Yunan ordusunu da şehrin içine aldılar. Sonrası zaten büyük yıkım. Yani Odisseus, Truva Savaşı’nı Yunanların kazanmasını sağlamıştır. 

Yaptığı kötülükler ve kibri yüzünden tanrılar tarafından lanetlendi: 

Odisseus, Truva Savaşı boyunca danışman, savaşçı, elçi, komutan, arabulucu gibi sayısız görevi başarıyla yerine getirmişti. At fikrini ortaya atmasının yanı sıra Akhilleus’u ortaya çıkarması da onu savaşın en büyük kahramanı yaptı. Savaştan sonra büyük ve en önemli silahları ganimet olarak kendine aldı.

Savaş yüzünden on yıl evinden ayrı kalan Odisseus, dönüş yolunda bir on yıl daha evinden ayrı kaldı. Çünkü Athena tarafından büyülenmiş bir heykeli çaldı, Palamedes’in taşlanarak öldürülmesine neden oldu, Rhesos uyurken atlarını öldürttü, Poseidon’un oğlunun tek gözünü kör etti. Yani tanrılar tarafından lanetlendi. En sonunda bu lanet Zeus tarafından kaldırıldı. 

Odisseus ve gemileri ava giderken avlandılar:

Truva Savaşı sonrası 12 gemisiyle birlikte denize açılan Odisseus, güçlü bir rüzgar yüzünden donanmanın geri kalanından ayrı düştü. Kikonlara ait bir ada görünce buraya yanaşıp yağma yapmaya karar verdiler. Onları gören halk kaçtı. Kalanları öldürdüler ve çok güçlü etkisi olan şarapları yağmaladılar.

Yağmaladıkları şarabın etkisiyle kıyıda sızınca gündüz vakti Kikonların saldırısına uğradılar. Kikonlar, savaş zamanı Truvalılara yardım etmişlerdi. Odisseus ve mürettebatı bu saldırıda büyük zayiat vererek canlarını zor kurtardılar. Böylece Odisseus’un laneti başlamış oldu.

Odisseus’un lanetinin anlatıldığı diğer hikayeler:

Yunan mitolojisinde Odisseus’un Truva Savaşı’ndan dönerken maruz kaldığı tanrıların laneti yüzünden yaşadıklarının anlatıldığı 12 farklı hikaye vardır. Bunlar; Lotus, Kykloplara gidiş, Aiola Adası, Yamyamlar, Kirke Adası, Hades, Sirenler, Skylla ve Kharybidis serüvenleri, Kalypso, Alkinoos’un Sarayı, İthaka’ya Dönüş, Penelope Testi olarak başlıklandırılır.

Odisseus, yaşadığı tüm bu maceralar sırasında lanetlendiği her bir tanrının farklı bir gazabını görmüş ve her seferinde canını zor kurtarmıştır. Aslında Odisseus’un tüm bu yaşadıkları sonucunda hayatta kalmış olması, affedilmesinin de nedeni olmuştur. Çünkü kibri yüzünden tanrıların gazabını alsa da bu gazaplar sırasında göstermiş olduğu kahramanlıklar sayesinde tanrıların hayranlığını da kazanmıştır.

Çok uzun yıllar sonra Odisseus evine dönüyor:

Odisseus yaklaşık yirmi yıl geçip de evine döndüğü zaman artık yaşlı ve yaşadıkları yüzünden yaralı bir adamdır. İthaka kralı evine dönmüştür dönmesine ancak onu bırakın halkı, karısı Penelope bile tanımamaktadır. Ne yaparsa yapsın ne karısına ne de halkına gerçek Odisseus olduğunu bir türlü kanıtlayamaz.

Derken karısı Penelope’nin aklına bir fikir gelir. Odisseus, henüz genç bir adamken dedesiyle çıktığı domuz avında bacağından yaralanmıştır. Hemen bacağını açması ve yarayı göstermesi istenir. Odisseus bacağını açar ve yarasını gösterir. Halkı ve karısı onu tanıyınca yılların hasreti bitmiş olur. Odisseus en sonunda tanınabilmiştir çünkü tanrıların laneti Zeus tarafından kahramanlıkları sayesinde kaldırılmıştır. 

Yunan mitolojisinin en büyük insan kahramanlarından bir tanesi olan Odisseus kimdir sorusunu yanıtlayarak dillere destan hikayesinin detaylarından bahsettik. Odisseus hikayeleri aslında insanlığa cesaretin önemini ve aynı zamanda kibrin kötülüğünü anlatır. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir